Trablusgarp ve Balkan Savaşları

 

Donanma’ nın Trablusgarp ve Balkan Savaşları

1911 yılında Trablusgarp Savaşı başladı ve İtalya, parasını aldığı halde Drama kruvazörüne el koydu.1912 yılında İtalyan donanması, Beyrut limanına taarruz etti. Osmanlı donanması yenildi; İtalyanlar kayıp vermezken, Osmanlı donanmasının iki adet savaş gemisi battı. İtalyan donanması, Osmanlı Devleti’ni barışa zorlamak için Çanakkale Boğazı’na da saldırdı, fakat Osmanlı yönetiminde aksi yönde etki yaratınca Oniki Ada ve Rodos işgal edildi. Bu arada Osmanlı donanması, Anadolu ve Balkan kıyılarının saldırıya uğramaması için Selanik ile İzmir limanlarının önlerini mayınladı. Fakat bu bir deniz faciasına yol açtı; 29 Nisan 1912 tarihinde İzmir’den Selanik’e doğru yol alan Teksas adlı Amerikan gemisi mayına çarptı ve battı. Osmanlı donanması, Ege’de adalar işgal edilirken İtalyan donanması ile çatışmaya girmedi. Uşi Antlaşması ile savaş sona erdi. Savaş sırasında, 1911 yılında donanma komutanlığına Albay Tahir Bey getirilmişti. Bu dönemde tatbikatlar yapıldı.

912 yılında, İtalya ile savaş sürerken Balkan Savaşları başladı. Balkan Birliği orduları, Osmanlı ordularına göre sayı ve deneyim bakımından güçsüzdü.Savaş başladığında Osmanlı Donanmasının envanterinde altı zırhlı gemi, iki zırhlı kruvazör, onbir muhrip, otuz torpido bot ve dokuz adet yardımcı gemi bulunuyordu Bununla beraber, İstanbul’da iki adet denizaltı yapılmakta idi. Hamidiye ve Mecidiye savaş gemileri, donanmanın modern gemileri idi ve Averof kruvazörüne karşı koyabilirlerdi. 1897 yılındaki savaşta, Osmanlı donanması etkin bir şekilde savaşta yer almamıştı ve bu da Yunan donanmasına cesaret vermekte idi.Yunan Donanması, Fransız ve İngiliz subayların yardımları ile personellerini eğitti. Bununla beraber, Avrupalı şirketler ile anlaşarak savaş gemileri satın alınıyordu. Bulgaristan Krallığı ise, savunmaya dayalı küçük bir donanmaya sahipti ve kıyılarını mayınlamakla yetindi. Trablusgarp Savaşı devam ettiği için, Osmanlı Donanması herhangi bir yerde üslenmedi. Fakat Balkan Savaşları için bazı noktalarda kuvvetler hazır bulundu:

 

Yer Zırhlılar Kruvazörler Korvetler Muhripler Torpidobotlar Gambot
Çanakkale Boğazı Barbaros Hayreddin, Turgut Reis, Mesudiye, Asar-ı Tevfik Mecidiye – Basra, Samsun, Yarhisar Demirhisar, Kütahya, Hamidabat, Akhisar –
İstanbul Boğazı – Hamidiye, Berk-i Satvet Zuhaf Yadigar-ı Millet, Taşoz, Muavenet-i Milliye, Nümune-i Hamiyyet Sultanhisar, Sivrihisar Nevşehir
İzmir – – Muini Zafer İzzettin Timsah, Yunus –
Selanik – – Fethi Bülent, Necm-i Şevket Fuat – –
Preveze – – – – Antalya, Tokat Hamidiye, Alpagut
Süveyş Kanalı – Peyk-i Şevket – – Beyrut, Malatya, Yozgat, Taşköprü –
Onarımda olanlar – – – Gayret-i Vataniyye Berkefşan, Pelengidarya, Draç –

16 Ekim 1912 tarihinde, verilen bir emir ile Karadeniz Harekatı başladı. Varna – Burgaz arası deniz yolunun kesilmesi, rastlanan Bulgar gemilerinin tahrip edilmesi ve Bulgar limanlarının bombalanması emredildi.Bulgar limanlarının ablukaya alınacağı Osmanlı Devleti tarafından ilan edildi. Ancak bazı Avrupa devletleri, ticarete zarar vereceği için bunu protesto etti. 17 Ekim 1912 tarihinde, Albay Tahir Bey komutasında Barbaros Hayreddin, Turgut Reis zırhlı savaş gemileri ile Muavenet-i Milliye ve Taşoz muhripleri yola çıktı. Fakat çıkan bir fırtına sebebiyle saldırı gecikti. Bu gecikmenin sonucunda Bulgar donanması, Türk taarruzunu önceden öğrendi. Türk filosu, Varna limanına vardığında iki Bulgar torpidobotu beklemekte idi. Osmanlı muhriplerinin taarruzu ile bu torpidobotlar limana geri çekildi, ardından Turgut Reis ile Barbaros Hayreddin zırhlılarının bombardımanı başladı. Fakat kıyıların mayınlı olmasından endişelenen Albay Tahir Bey, zırhlıları kıyılara fazla yanaştırmadı. Türk filosu, bir gün boyunca liman önlerinde bekledi. 20 Ekim günü Muavenet-i Milliye, kömür ikmali için İstanbul’a gönderildi.Albay Tahir Bey komutasındaki filo, Burgaz’a kadar uzanan kıyıları gözetledi. Bu sırada Hamidiye kruvazörü personelleri, bir Bulgar gemisinin personellerini sorgulamış ve Burgaz kıyılarının 18 Ekim gününe kadar mayınsız olduğunu öğrenmişti. Osmanlı filosu bu fırsatı kaçırmış, gecikmişti.Sonuç olarak, Bulgar kıyı savunma mevzilerinin yerini bilmeyen Osmanlı filosu, kıyılara yaklaşarak etkili bir bombardıman yapamadı. Bulgar kıyıları önündeki Osmanlı ablukası devam etti. Varna limanındaki Bulgar topları, hiçbir atış yapmıyor ve yerini belli etmiyordu. 24 Ekim günü Mecidiye kruvazörüne top atışı yapıldı. Bunun sonucunda karşılıklı bombardıman başladı.

20 Kasım 1912 tarihinde, Rauf Bey komutasındaki bir filo denize açıldı. Alınan istihbarata göre, Bulgar torpidobotları Türk nakliye gemilerine saldırmak için harekete geçmişti.Osmanlı filosu, Hamidiye kruvazörü ile Berkefşan ve Yarhisar muhriplerinden oluşuyordu. Filo, Türk nakliye gemilerinin geçeceği yolun üzerinde dağınık vaziyette beklemeye başladı, Bulgar gemisini gören kırmızı fişek atarak diğerlerine haber verecekti. 21 Kasım gecesi saat 00.40’ta Bulgar gemilerini gören Hamidiye kruvazörü, kırmızı fişek attı ve Bulgar gemileri durumu anladı, savaş başladı. Türk gemileri isabetli atış yapamadı, ancak Bulgar gemilerinin saldırısı sonucunda Hamidiye’nin burun kısmı hasar gördü ve su almaya başladı.Osmanlı muhripleri taarruza geçince Bulgar torpidobotları geri çekildi, ağır hasar alan Hamidiye İstanbul’a onarım için gönderildi. Bulgar torpidobotlarını yakalaması için Mecidiye kruvazörü yola çıktı. Fakat bir şey elde edilemedi.

Bu arada, Osmanlı kara orduları geri çekilmeye başladı. Osmanlı ordusunun Çatalca’ya kadar çekilmesi öngörülüyordu, bu çekilme harekatı kapsamında Osmanlı donanmasının kıyıdan destek vermesi emredildi. Donanma, başarılı bir şekilde kıyıdan Bulgar birliklerini topa tuttu ve geri çekilen birliklere zaman kazandırdı. Bahriye Nazırlığı, donanmanın Çatalca’daki savaşa denizden destek vermesi yerine Ege’ye açılıp Yunan birliklerinin Trakya’daki ilerleyişini yavaşlatmasına karar verdi.Bulgar ordusu, Çatalca yönünde taarruz etti. Aralarında Barbaros Hayreddin zırhlısının da olduğu bazı savaş gemileri, Büyükçekmece önünde toplandı ve denizden destek başladı. Silivri’de bazı Bulgar birlikleri, savaş gemilerinin bombardımanı sonucunda zayiat verdi. 15 Kasım 1912 tarihinde, denizden ve karadan açılan ateşle Bulgar topçu birlikleri dağıldı. 16 Kasım günü Barbaros Hayreddin ile Turgut Reis, Bulgar birliklerine ateş açtı ve ardından karaya asker çıkararak kara ordusuna destek oldu. 20 Kasım 1912 tarihinde, Çanakkale Boğazı’nın savunulması için donanma yola çıktı. Yunan donanması, Çanakkale Boğazı yakınlarındaki Limni Adası’na asker çıkarmış ve 30 Ekim 1912 tarihinde adayı kontrol altına almıştı. Bunun ertesi günü, Selanik önlerinde Fethi Bülent korveti torpillenerek batırıldı.Birkaç Ege adası daha ele geçirilmiş ve Yunan donanması, Çanakkale önlerinde bir askeri üs kurmuştu. 20 Kasım 1912 tarihinde, aralarında Averof kruvazörünün de bulunduğu bir Yunan filosu, Midilli’ye saldırdı ve adadaki Osmanlı taburu 20 Aralık’a kadar direndi. Sakız Adasına da saldırıldı, fakat Osmanlı donanmasının Çanakkale boğazına gelmesi üzerine ara verdiler. Yine de adaya uzun süre denizden yardım gelmedi; Ocak 1913’te Yunan birlikleri adayı ele geçirdi.Bu arada, Bulgar orduları İstanbul’a yaklaşmıştı. Harbiye Nazırı Enver Paşa, Şarköy’e çıkarma yapılmasını ve Çatalca ile Gelibolu yönlerinden de taarruz edilerek Bulgar ordusunun çembere alınmasını emretti. Berk-i Satvet, Mecidiye, Turgut Reis ve Barbaros Hayreddin savaş gemilerinden oluşan bir filo eşliğinde 9 Şubat 1913 tarihinde çıkarma yapıldı. Savaş gemilerinin destek ateşi ile kasaba ele geçirildi; 15 ölü ve 31 yaralı kayıp verildi. Bulgarlar kuzeye çekildi, buna rağmen Şarköy’deki iskele henüz düşmemişti. Osmanlı kuvvetleri kasabadan biraz daha ilerledi, Bulgar ordusu temkinli davranarak bazı birlikleri kuzey-doğu tarafından harekete geçirdi. Fakat çıkarma için geç kalınmıştı, Osmanlı birlikleri arasındaki koordinasyon problemi sebebiyle sonuç alınamadı ve iki nakliye gemisi battı.Osmanlı orduları geri çekildi; Edirne düştü.Ege Denizi’nde ise savunmasız Sisam Adası, 16 Mart 1913 tarihinde Yunanların kontrolüne girdi.
İmroz Deniz Muharebesi.

Gemi onarım çalışmaları sebebiyle donanma Ege’ye çıkmak için beklemekte idi, fakat bu sırada birçok Ege adası kaybedildi. Yunan donanması, Mondros’u üs haline getirdi ve Çanakkale boğazını ablukaya aldı.Onarım çalışmaları bitmeden Ege’ye açılmayı reddeden Albay Tahir Bey, görevinden alındı ve yerine Komodor Ramiz Numan Bey getirildi. Rauf Bey’in emrine Hamidiye, Muavenet-i Milliye, Yadigar-ı Millet, Taşoz ve Basra savaş gemileri verildi. Bu filoya da torpido filosu denildi. 14 Aralık 1912 tarihinde, sabah saatlerinde Sultanhisar torpidobotu boğazda ilerlerken üç Yunan torpidobotunun saldırısına uğradı, Numune-i Hamiyet ve Mecidiye yardıma geldi. İmroz yönüne hızlı bir şekilde ilerleyen Mecidiye, beş Yunan muhribiyle karşılaştı ve kısa sürede Yunan filosu yenildi.16 Aralık günü Osmanlı donanması, Yunan donanmasını imha etmek için Ramiz Bey komutasında dört zırhlı, iki kruvazör ve üç torpidobot savaş gemisi ile taarruza geçti. Osmanlı planı, gemilerin İmroz yönünde ilerlemesi ve Mecidiye kruvazörünün arkada kalarak torpido salvolarına karşı donanmayı koruması idi. Saat 09.30’da donanma boğazdan çıktı ve 09.39’da açılan topçu ateşi ile savaş başladı. Kısa sürede Mecidiye kruvazörünün motorları arızalandı, düzen bozuldu. Fakat top atışları devam etti, bunun üzerine Averof zırhlısı sürat yaparak ilerlemeye başladı. Osmanlı gemileri, topçu ateşini Averof’a çevirdi ve Averof, ağır hasar aldı.Ramiz Bey, donanmanın ilerleyişinde manevra yaptı ve Averof, bundan yararlanarak kaçmayı başardı. 10.50’de ateş kesildi ve Osmanlı donanması geri dönmek zorunda kaldı.Amirallik gemisi Barbaros Hayreddin, ağır hasar aldı ve onarılmak üzere geri gönderildi.



22 Aralık sabahı Mecidiye, Berk-i Satvet, Muavenet-i Milliye, Gayreti Vataniyye, Numune-i Hamiyet, Yarhisar, Basra ve Taşoz savaş gemilerinden oluşan bir keşif birliği boğazdan çıktı. Burada, Yunan donanmasının iki muhribi ve dört torpidobotu ile çatışma yaşandı; Yunan gemileri geri çekildi. Osmanlı filosu, Bozcaada’ya ilerlemeye başladı, orada görülen Yunan Delfin denizaltısını batırmakla görevlendirilmişlerdi. Yunan denizaltısı, Osmanlı gemilerini görünce dibe batarak görüş alanından çıktı. Fakat denizdeki olumsuz sebeplerden dolayı tekrar su üstüne çıkmak zorunda kaldı. Bunun üzerine Muavenet-i Milliye muhribi taarruza geçti, Delfin tekrar suya battı. Bu denizaltının batıp batmadığı günümüzde de bilinmemektedir, Yunan donanması herhangi bir açıklama yapmadı fakat denizaltının kaybolduğu yerde Yunan gemileri arama – kurtarma çalışmaları yaptı. 4 Ocak 1913 tarihinde, Bozcaada’yı kurtarmak üzere Osmanlı filosu denize açıldı. Filo, 22 Aralık’ta sefere çıkan gemilerden ve Hamidiye ile Mecidiye savaş gemilerinden oluşuyordu. İmroz önlerine kadar arama yapan filo, ciddi bir çatışmaya girmedi.10 – 11 Ocak günleri de bu seferler devam etti. Asar-ı Tevfik, bu sırada saldırıya uğradı ve Yunan gemileri, diğer Osmanlı gemileri gelince geri çekildi. Bundan itibaren donanmada onarım çalışmaları yapıldı ve 18 Ocak 1913 tarihinde boğazdan çıkıldı Bazı torpidobotlar ile Asar-ı Tevfik, boğazı koruması için geride bırakıldı. Osmanlı planı, Mondros önlerine kadar giderek Yunan donanmasıyla savaşa girmek ve Yunan donanmasını imha etmek üzerine kurulu idi. Barbaros Hayreddin yine amirallik gemisi idi ve Mecidiye, filonun daha ilerisinde seyrediyordu. 08.50’de iki Yunan savaş gemisini gören Mecidiye taarruza geçti, Yunanlar geri çekildi. 10.30’da, Mecidiye kruvazörü aniden geri çekilmeye başladı ve işaret verdi, Yunan donanması Mondros limanından çıkıyordu. Yunan donanmasına Averof, Hydra, Speçya ve Pisara zırhlı savaş gemileri de dahildi. Yunan donanmasının istikameti Midilli’ye doğru idi. Osmanlı donanması dümen kırdı ve Yunan donanmasının yolunu kesecek vaziyette ilerlemeye başladı. Aradaki mesafe azaldı ve topçu ateşi başladı.[178] Averof kruvazöründen atılan bir top mermisi ile amiral gemisi Barbaros Hayreddin vuruldu. Osmanlı gemilerinin neredeyse tamamı Averof kruvazörünü hedefledi. Fakat Osmanlı gemileri, diğer Yunan gemilerinden ağır hasar almaya başladı. Barbaros Hayreddinde yangın başladı. Osmanlı savaş gemileri ise ciddi bir isabet kaydedemiyordu. Ramiz Bey, donanmanın rotasını değiştirdi ve ateş gücü bakımından güçsüz Mecidiye, düşmanın en ön safına geldi.Turgut Reis, onlarca isabet almış ve yanmakta olan amirallik gemisinin önüne geçerek Barbaros Hayreddin’i batmaktan kurtardı.Averof, bu sefer de Turgut Reis zırhlısını topçu ateşi altına aldı ve Turgut Reis ağır hasar gördü. İsabet alan Osmanlı gemilerinin hızı giderek düşüyordu. Savaşın son aşamalarında, Averof kruvazörünün kaliteli mermileri tükendi, Osmanlı gemileri tarafından her an batırılabilirdi. Fakat Osmanlı gemileri de ağır zayiat vermişti. Saat 14.50’de, iki taraf ateşi kesti ve savaş kesin Yunan zaferiyle sona erdi. Barbaros Hayreddin 31, Turgut Reis 25 isabet almıştı; onarılmaları gerekiyordu. Personel kaybı ise toplamda 41 ölü ve 98 yaralı asker idi. Buna karşılık Yunan personel kaybı 1 yaralı idi.
Hamidiye.



“Osmanlı Devleti anılan dönemde yaklaşık on bin mil uzunluğunda deniz kıyısına sahiptir. Donanma öncelikle bu kıyıların etkin savunabilmesi için gereklidir. Siyasi ve diplomatik olarak da Doğu Akdeniz’deki çıkarları, Osmanlı ile örtüşen herhangi bir devletle ittifak ilişkisine girmek için de donanma önem taşımaktadır. Bu nedenle en azından iki tümenlik bir harp filosuna sahip olunması öngörülmüştür. Bu filonun vurucu gücünü dretnotlar oluşturacaktı. Bu dretnotların her biri için dört adet refakat muhribine gerek duyulacaktı. Dolayısıyla altı dretnot için toplam 24 muhrip ihtiyacı söz konusuydu. Dört muhrip daha önce sipariş edildiğinden programa 20 muhrip konmuştur. Bunlara ek olarak müstakilen keşif hizmeti yapacak, muhrip filosunun saldırı görevlerini destekleyecek ve onlara rehberlik vazifesi icra edecek dört adet skaut de öngörülmüştür. Program kapsamındaki son muharip unsurlar altı adet denizaltıydı. Bunlar da komşu devletlerin bu silahtan edinme yönündeki gayretlerine karşılık temelde moral etkileri bakımından sipariş edilmeliydiler.”

-Afif Büyüktuğrul

Osmanlı donanması, Averof kruvazörünün ateş gücü ve hız bakımından oldukça üstün olduğunu bilmekte idi. Averof kruvazörünü başka bir yerde oyalayarak Yunan donanmasını ezmeye dayanan bir plan hazırlandı. Bu plan uyarınca Rauf Bey komutasındaki Hamidiye, Akın Harekatı’nı 24 Ocak 1913 tarihinde başlattı. Hamidiye, Averof kruvazörünü üzerine çekecekti ve Averof kruvazörünün yokluğundan faydalanan Osmanlı donanması da taarruz edecekti. Ayrıca Hamidiye, Balkan devletlerinin deniz ulaşımını durdurmakla görevlendirildi. Gece karanlığından faydalanan Hamidiye, sorunsuz bir şekilde denize açıldı. 25 Ocak günü saat 12.30’da Hamidiye, bir Yunan askeri üssüne taarruz etti. Bölgedeki barut fabrikası ağır hasar aldı, ardından kıyıda demirli vaziyette bulunan Makedonya isimli gemi batırıldı.Hamidiye, beklenmeyen bir hareketle Adriyatik Denizi’ne yöneldi. Ardından kömür ikmali için Doğu Akdeniz’e geçti ve 28 Ocak’ta Beyrut limanında demir attı. Gerekenden çok az kömür alındı ve yola devam edildi. İstanbul ile güçlükle iletişim kuran Rauf Bey, Arnavutluk üzerine harekat için emir aldı. 6 Şubat’ta yola çıkan Hamidiye, 14 Şubat günü Malta’dan kömür ikmali yaptı ve Akdeniz’e açıldı. Arnavutluk’taki Osmanlı birliklerine yardım için 6 Mart günü Tartus yakınlarındaki Ervad adasından cephane yüklendi.Arnavutluk’a doğru yol alan Hamidiye, denizde Leros isimli bir Yunan ticaret gemisine rastladı. Geminin mürettebatı esir alındı ve gemi batırıldı. Bu mürettebatlar sorgulandı ve Yunan donanmasının konumu öğrenildi. Kuzey Arnavutluk’taki Şingin Limanı’na gelen Hamidiye, cephane yardımı yapan altı Yunan gemisini yakaladı ve hepsini tahrip etti. Bundan sonra Hamidiye kruvazörü, Doğu Akdeniz’e hareket etti ve Hayfa’da kömür ikmali yaptı. Taşınamayan cephaneler ve paralar Beyrut’ta bırakıldı, oradan kara yolu ile gönderilecekti. Hamidiye, İstanbul’la iletişim kurmak için Alanya’ya hareket etti ve 28 Mart 1913 tarihinde Alanya’ya başarıyla ulaştı. Bu arada, üç Yunan muhribi yola çıktı ama yetişemedi; 17 Nisan’da Mihali isimli Yunan yardımcı kruvazörü batırıldı. Alanya’dan cephane alındı. Doğu Akdeniz’e Yunan gemileri gelince, Hamidiye Süveyş Kanalı yolu ile Kızıldeniz’e geçmek zorunda kaldı. Burada onarım çalışmalarından geçti, 18 Temmuz 1913 tarihinde Balkan Savaşları sona erdi ve Rauf Bey’e geri dönmesi için emir verildi. 7 Eylül 1913 tarihinde Hamidiye, Yeşilköy kıyılarına geldi ve sevinç gösterileriyle karşılandı. Ardından Dolmabahçe Sarayı önüne gelinerek top atışları ile padişah selamlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir